Doğada hayatta kalma becerisi, sadece zorlu koşullarda değil, sıradan kamp faaliyetinde bile temel disiplinidir. Doğanın kendi kuralları ve öngörülemez riskleri vardır. Trekking, tırmanış ve kamp güvenliği her zaman kendi bilincinizde başlar.
Bu rehberde; kamp alanından zirveye kadar, doğada hayatta kalma becerisi geliştirmenizi sağlayacak stratejileri göreceğiz. Böylece kriz anında yapılması gerekenleri kavrayacağız.
Kamp Yaparken Çadır Yeri Seçimi
Kampta güvenliğin ilk kuralı, çadırı nereye kuracağınızı bilmektir. Çoğu zaman manzara sarhoşluğuyla yapılan hatalar, gecenin ilerleyen saatlerinde faturayı ağır keser.
Kuru Dere Yatakları: Yazın kupkuru görünen dere yatağı, kilometrelerce ötedeki tepeye yağan sağanakla azgın nehre dönüşebilir. Asla dere yataklarına kamp kurmayın.
Yıldırım Riski: Açık alanlarda tek tip ağaçların altı yıldırım çekebilir. Çadırınızı kümelenmiş ağaç gruplarının yakınına kurun.
Ağaç Altı Tuzakları ve Hamak Gerçeği: Büyük, yaşlı ağaçların altı gölge ve korunaklı görünür. Ancak fırtınalarda çürümüş ağacın çadırınızın üzerine çökme ve devrilme riski vardır.
Sahadan Not: Ben bu yazıyı kaleme almadan daha 1 hafta önce bizzat bir olay yaşadım. Tam yeri gelmişken anlatayım;
Bizim köy derneğinin pikniği vardı; mesire alanında yan yana piknik masaları ve yüzlerce insan bir arada oturuyor, ortada çocuklar top oynuyordu.
Sabah herkes kahvaltı ederken çürük bir ağaç insanların tam ortasına, ahşap piknik masasının üstüne devrildi. Allah’tan büyük şans, kimsenin üstüne düşmedi.
Bu yüzden hamak kurduğunuz veya gölgesine sığındığınız ağaçların sağlamlığına dikkat edin.
Yamaç ve Çarşak Altları: Dağcılıkta dik kayalıkların ve çarşak alanların tam altına çadır kurmayın. Yukarıdan kopacak taşın hedefi olmayın.
Aynı şey dağ tırmanışı için de geçerlidir.
Özellikle kalabalık dağ tırmanışlarında yukarıdaki kişinin ayağından sürekli taşlar gelir ve bu taşlar birbirini tetiklerken büyük kayaları hareket ettirir.
Bu konuyu Dağcılık Tehlikelimi! başlıklı yazımda ayrıca ele aldım.
Ufak taşları her zaman önemseyin; ivme aldığında mermi gibi hızlanarak can güvenliğinizi tehlikeye atar. Dağ tırmanışlarında bu sebeple hayatını kaybeden arkadaşlarımız var.
Hipotermi ve Vücut Isısını Koruma

Hipotermi, vücut ısısının normal değerinin altına düşmesiyle başlar ve zihinsel bulanıklıkla devam eder. Doğada hayatta kalma için en önemli konudur.
Belirtileri Sıkı Takip Edin:
Arkadaşınızda veya kendinizde ani ve kontrolsüz titreme, peltek konuşma, halsizlik ve mantıksız kararlar alma durumu olabilir. Örneğin, üşüdüğü halde kıyafetlerini çıkarma isteği görüyorsanız hiportemi olabilir.
İlk yapılması gereken, kişinin ıslak kıyafetlerini derhal çıkarmak ve kuru kıyafetler giydirmektir.
Kişiyi uyku tulumunun içine alın ve mümkünse sıcak, şekerli sıvı tükettirin. Asla donan bölgeleri hızlıca ısıtmayın. Ateşe yaklaştırmayın veya sertçe ovalamayın. Çünkü doku hasarına yol açabilir.
AMS Yüksek İrtifa Hastalıkları yazısında konuyu daha detaylı inceleyebilirsiniz.
Usta İşi Basit Tüyolar
Kış dağcılığı ve kampında yanınızda mutlaka vazelin bulundurun. Bu vazelini ayaklarınıza ve ellerinize sürün. Yağlı his soğukta hemen donarak bir tabaka oluşturur. Üstüne eldiven geçirdiğinizde, sizi daha iyi koruyacaktır.
Vazelini donmalara karşı çanta/çadır fermuarlarına ve pollere de sürebilirsiniz. Ben kış dağcılığında çantamda vazelin ya da WD-40 yağı bulundururum.
Ayrıca sıcak su torbası da olsun. Bunu ayak ucunuza veya bacaklarınızın arasına alın. Uyku tulumunuz sizi üşütüyorsa inanılmaz faydasını göreceksiniz.
Kamp Yaparken Çadıra Ayı Gelir mi
Doğaya adım attığınızda hayvanların evine misafir olduğunuzu kabul etmeniz gerekir. Ayılar, yaban domuzları, kurtlar, yılanlar ve akrepler oranın gerçek sahipleridir. Onlarla karşılaşmamak hazırlıksız olmanın sonucudur.
Sayısız tırmanış, trekking ve kamp yaptım; bugüne kadar sadece 1 kere kurt ve çakal sürüsü ile karşılaştım. Ayıyı hayatımda sadece hayvanat bahçesinde gördüm. Bir de hayal meyal çocukken sokakta oynatırlarken görmüştüm.
Doğadaki hayvanlar durup dururken insanla karşılaşmak istemez. İnsanın kokusu ve sesi onları uzak tutar. Çok aç kalmadığı ve yaşam alanları talan edilmediği sürece şehre de inmez.
Yabani hayvanları doğada çadırınıza çeken asıl şey de arkada bıraktığınız mutfak kokularıdır.
Kamp Güvenliğinde Üçgen Kuralı ve Depolama:
Kamp alanında çadırınızı kurduğunuz yer, yemek pişirdiğiniz alan ve çöplerinizi ve yiyeceklerinizi depoladığınız nokta arasında mutlaka belirgin mesafe olmalıdır.
Yiyeceklerinizi çadırınızın içinde asla ağzı açık şekilde barındırmayın. Eğer yemekleri bir sebepten çadırda tutmanız gerekiyorsa, ağzı sıkıca kapalı, dışarı koku vermeyecek bir torbanın içine koyun.
Özellikle uyku tulumu bu konuda biçilmiş kaftandır; kokuyu hapseder ve soğukta yiyeceklerin donmasını engeller. Ya da en temizi, yiyecekleri çadır dışında yüksek bir ağaç dalına asarak saklayın.
Yürüyüş Disiplini:
Yürüyüş yaparken sessiz kalmak yerine ara sıra konuşmak veya sırt çantanıza küçük bir zil asmak, hayvanları ani baskınlardan korur.
(Not: Bu konuya bağlantılı olarak Doğa yürüyüş Kuralları yazısına da göz atın.)
Unutmayın; hiçbir vahşi hayvan köşeye sıkışmadığı veya yavrusunu korumaya çalışmadığı sürece insana saldırmak istemez. Karşılaştığınızda arkanızı dönüp kaçmayın; göz teması kurmadan, yavaş adımlarla geri çekilin.
Küçük Tehditler (Yılan, Akrep ve Keneler)
Doğada canınızı sıkabilecek asıl canlılar küçük haşerelerdir. Yılanlar ve akrepler sıcak ve kuytu yerleri sever.
Fermuar Disiplini: Çadırın kapısı asla açık bırakılmaz. Giriş çıkışlarda saliseler içinde fermuar kapatılmalıdır. O fermuar, sizin şehirdeki çelik daire kapınızdır.
Kıyafet ve Bot Kontrolü: Kamp alanında odun toplarken ellerinizi kör noktalara, kaya altlarına rastgele sokmayın. Ayakkabılarınızı geceleri çadırın bagajında (apsis) bırakırken mutlaka bir poşete geçirip kapatın. Sabah giymeden önce de içini ters çevirip silkeleyerek kontrol edin.
İlkel Hurafeleri Unutun: Bir ısırılma durumunda panik yapıp turnike uygulamak veya yarayı emmek gibi eski hurafeleri unutun O gördükleriniz Yeşilçam filmlerinde olur.
Isırılan bölgeyi kalp seviyesinin altında tutarak hareket ettirmemeye çalışın ve en yakın sağlık kuruluşuna ulaşın.
Kene Olabilir: Özellikle çalılık ve otluk alanlarda yapılan faaliyetlerde nereye uzanıp yattığınızı iyi seçin. Yere her zaman mat sererek uzanın, kalkarken de matı iyice temizleyerek çadıra alın.
Ateş Güvenliği: Kontrolsüz Güç Felakettir
- Ateş yakılacak alanın etrafındaki kuru yapraklar ve otlar tamamen temizlenmeli, etrafı taşlarla çevrilmelidir.
- Çadırlar rüzgar yönüne göre ateşin kıvılcımlarının sıçramayacağı bir mesafede (en az 5-6 metre uzaklıkta) kurulmalıdır. Sentetik çadır kumaşları tek bir kıvılcımla saniyeler içinde erir.
- Gece uyumadan önce veya kamp alanından ayrılırken o ateşin tamamen söndüğünden, küllerin buz gibi olduğundan emin olunmalıdır.
İlk Yardım Çantası, Demirbaşlar ve Su Güvenliği
İlk Yardım Çantası Mantığı: Hazır satılan, içi yara bandı dolu süslü çantalar pek işe yaramaz. Çantanızda burkulma ve kırıklar için elastik bandaj olmalı. Derin kesikler için steril gazlı bez, turnike yapabilecek güçte şeritler, ağrı kesici ve kişisel ilaçlarınız bulunmalıdır.
Çantanın Gizli Demirbaşları: İlk yardım çantası sadece tıbbi malzemelerle sınırlı değildir. Doğada hayatta kalma dendiğinde; Kaliteli bıçak, el feneri, yedek piller, iğne-iplik ve çengel iğne acil durumlar için çantanızda bulunması gereken demirbaşlardır.
Su Kaynağı Güvenliği: Doğada her akan su temiz değildir. Dağdan gelen berrak pınarın birkaç yüz metre yukarısında ölmüş hayvan leşi olabilir. Bu yüzden yanınızda mutlaka kamp ocağı bulundurmalısınız.
Güvenliğinden emin olmadığınız suyu kaynatıp soğutarak tüketmek en doğru çözümdür.
Dikkatsizlik: Kampta Eşyalara Sahip Çıkın
Acemi yıllarımda birçok önemli ve değerli eşyamı doğaya kaptırmıştım. Öyle ki, Bolu Yedigöller’de basit bir keyif kampında arkamı dönene kadar uyku tulumum çantasıyla birlikte yuvarlanıp gölün ortasında yüzmeye başlamıştı.
O hikayemi edebiyat deneme kategorisinde, ayrı bir anı yazısının içinde ele alacağım. Ancak her dikkatsizlik her zaman böyle tatlı bir anı niteliği taşımaz; hayati bir krize de dönüşebilir.
Doğaya çıkarken her zaman tedarikli olun ve önemli eşyaların yedeğini bulundurun.
Örneğin; çantanızdan bir şey almak için elinizden çıkardığınız eldiveni hemen cebinize veya koynunuza sokun. Uçup yuvarlanacak hafif eşyaları ortalıkta bırakmayın.
Aynı şekilde, “yol üzerinde nasıl olsa su vardır” diye düşünerek tedariksiz asla yola çıkmayın.
Sıcak bir yaz güneşinde, Gökçeada’nın ağaçsız sarp arazisinde susuz kalıp dili damağına yapışmış halde yerde süründüğümüz bir başka anıyı da ileride ayrı bir blog yazısında uzun uzun kaleme alacağım. Takipte kalın!
Son Söz: Zihinsel Esneklik En Büyük Güvencedir

Elinizde en profesyonel navigasyon cihazı veya en dayanıklı ekipman bile olsa, panik yaparsanız hiçbir işe yaramaz. Doğada hayatta kalma sakinlikle başlar.
Yönünüzü kaybettiğinizde, hava aniden bozduğunda veya bir sakatlık yaşandığında ilk kural durmaktır. Panikle ileri atılmak, her zaman hatayı büyütür.
Oturun, derin bir nefes alın, elinizdeki imkanları (su, yiyecek, barınak) değerlendirin ve mantıklı düşünün.
Çünkü doğa, şartlara öfkelenenleri döver. Ancak soğukkanlılıkla kabul edip çözüm üretenleri bağrına basar.
Keyfiniz ve rotanız bol olsun!

Bir Cevap Yazın