Mart gelince doğa uyanıyor, kediler öpüşüyor, sevişiyor, çoğalıyor, mahalle şenleniyor. Şehrin mübarek sokakları doğumlar başlayınca maşallah kedi kaynıyor!
Kedi edebiyatçılarına sorarsak, bu dönemi “çiçeklerin uyanışı” olarak tanımlar. Sokaklarda bahar günün herhangi bir saatinde başlar. Hepimizin alışkın olduğu meşhur “Auuu!” nidaları yükselir.
Notası belli olmayan, hüzünle öfke arasında gidip gelen o komik ve ilginç sesler, gece gündüz eksik olmaz.
Kediler bir arabanın altından girip ötekinden çıkar; birbirlerini kovalayıp durur. Biri diğerini köşeye sıkıştırır, öteki gelip tıslar…
Geçen gün ne oldu!
Tam dükkanın kapısının önünde romantizmin doruğuna çıkmışlar. Hatta bir ara içeri sızmışlar, kolilerin arasında sevişiyorlar!
Akşam çıkarken bir gurlama sesi duydum. Elime fırçayı aldım; “Hadi dışarı” diyeceğim…
Kedi benden ürküp kapıya fırlarken peşinden üç kedi daha çıkmaz mı? Mübarekler içeride “dörtlü” kurmuşlar da haberim yok. Sesi duymadan dükkanı kilitleyip gitsem, hafta sonu içeride iki gün boyunca birbirlerini yerlerdi herhalde.
Sizce bu Aşkın kimyası mı, yoksa mahalle kavgası mı!

Kediler aslında yılın her dönemi çiftleşiyor. Genetikleri biraz bozuldu. Ancak Mart ayındaki bu ısrarlı tutumu, doğanın ne kadar inatçı ve hayati enerjiyle dolu olduğunun epey gürültülü kanıtı.
Birbirlerine söyledikleri o uzun, inişli çıkışlı cümleleri insan diline çevirsek, muhtemelen şöyle bir muhabbet döner;
“Lan bana bak Sarman! Eğer bu gece parkın yanındaki çöp konteynerinin arkasına gelmezsen, mahallenin tüm arabalarının alarmını aynı anda çaldırırım”
”Aferin, bir daha başkalarının dükkanına girip kolilerin arasında bana pompalama!”
Mart Kedileri Galası
Peki, neden Mart ayı bu kadar meşhur? Aslında bana sorarsanız modern dünyanın imkanları, yani protein dolu hazır mamalar sayesinde kediler yılın her vakti sahnede. Ancak kış uykusundan uyanan doğa gibi, Mart geldiğinde tüm mahalle sakinleri aynı anda sokağa dökülüyor. Diğer aylar sadece birer provayken, Mart işin galası oluyor.
Meşhur bebek ağlaması, Düello:
İşin asıl “bomba” kısmı bu komik seslerde gizli… Gece yarısı insanı yatağından fırlatan, tüyler ürperten o meşhur feryat. Bir bebeğin ağlayışını andıran bu sesler aslında sadece fiziksel bir çağrı değil, son derece dramatik bir iletişim biçimi.
Bu garip “Auuuu” ların ardında genellikle iki erkek kedinin birbirine meydan okuma töreni yatıyor. Aslında şu normal miyavlama olayı sadece inanlar ile iletişime özel, kendi aralarında iletişimde miyavlama olayı yok.
Kediler zaten doğaları gereği fiziksel kavgadan da mümkün mertebe kaçınır. Patileri konuşmadan önce ses tellerini yarışır.
“Buralar benden sorulur!” demek için girdikleri bu vokal düello, kimin daha baskın olduğunu anlamanın (maalesef) en gürültülü yolu. İnsan yavrusu gibi çıkardıkları bu sesler de bizi gece uyutmaz.
Gerçi ne gecesi yahu, gündüz şehrin en gürültülü zamanında sokakta geçen araba ve korna seslerini bile bastırıp ortalığı inletmeye yetiyor.

Peki, sizin mahallenin başrol oyuncusu kim?
Gecenin bir yarısı balkonun altında solo performans sergileyen meşhur solisti tanıyor musunuz?





Bir Cevap Yazın