İnsanın kendinden bahsetmesi zor derler, haklılar. Asıl niyetim beni satır aralarında, kelimelerin gölgesinde tanımanızdı. Fakat kapıya gelip içeri buyur edilmemiş gibi hissetmeyin ve “yazmamış” demesinler diye not bırakıyorum.
İstanbul Şişli’nin eski aile apartmanlarından birinde, epey yaramaz bir çocuk olarak başladım hayata. O günlerin izlerini, yaramazlıkların edebiyat ve derin sorgulamalara dönüşmüş halini zaten yazılarımda bulacaksınız.
Hayat herkesi olduğu gibi, beni de bir hareket ve ritmin içinde tuttu.
Bazı günler dağ yamaçlarında, tırmanış ve dağcılık geçmişimin bana öğrettiği tek başına doğayla bütün olma halindeyim.
Zirveye giden yolun sabrını; e-ticaret danışmanlığı ve dijital dünyanın hırçın dalgalarında bir strateji olarak kullanıyorum. Bir yanda üretim hattı içerisinde ticarette metalin sertliği ve teknik işlerin hassasiyeti, diğer yanda hobiler ve müziğin ruhu…
Bazen dünyanın benden daha hızlı döndüğünü hissediyorum. Zamanın baş döndürücü hızına yetişmek için bir “Panter” çevikliği gerekiyor.
Çünkü Panter, zifiri karanlığın içinden yükselen bir alev gibi cesaret, güç ve kararlılık gösterir. Bir leoparın sessiz, yavaş ama her an atılmaya hazır güçlü adımlarını temsil eder.
Yıllarca farklı platformlarda editörlükle beraber, dijitalin tozunu yutarak bazen teknik bazen “geyik” tadında, hayatın her renginden yazdım çizdim. Ama bir gün banyo yaparken köpüklü kafamda bir şimşek çaktı.
“Ulan Erdem, neden kendi evim, kendi kalemim olmasın?” dedim.
Çünkü bu büyük platformlarda yazılarımın arasında sağdan soldan şey gibi fırlayan reklamlar ne okura rahat veriyordu ne bana.
Bazı şirketlerin kelimelerimi törpüleme isteği de cabası…
İşte Beyaz Alev, o gün o berraklıkta, özgür olma arzusuyla doğdu.
Peki Nedir bu Beyaz Alev?
Her insanın içinde beyaz alev vardır. Bazen bir mekanda, bazen yaşam anısında, bazen de sağlıklı nefeste parıldar. Kimi zaman metalin soğuk yüzeyinde veya 45 yıllık yün yorganın güven veren ağırlığında can bulur.
Siteyi kurduktan sonra dinlenmek için kamp attığım bir gece;
‘’ Bu siteye ne isim koysam’’ diye düşünürken, karanlıkta yanan ateşe dolunayın verdiği ışık süzmesi sayesinde keşfettim. Aynı ışık eş zamanlı olarak 50 metre ötemde beni seyreden çakal sürüsünün sırtına yansıyınca ‘’Beyaz Alev’’ tamam dedim.
Bu site, dağların zirvesinden dijitalin derinliklerine kadar uzanan benim içsel ışığımı keşfetme ve sınırlı kitleye paylaşma yolculuğumdur.
Hayata panter gibi kararlı adımlarla atılın, ama ruhunuzdaki beyaz alevle dünyayı ışıldatın.
Yolculuğuma ortak olduğunuz için teşekkürler…
Erdem Kılıç