Rum meyhanelerinde sirtaki ve Zeibekiko yapılırken neden tabak kırıldığını muhtemelen merak etmişsinizdir. Pek çok kişi bu eylemi sadece sirtakiyle özdeşleştirse de, kökleri aslında derin bir meyhane geleneğine dayanır. Dans sırasında isyan ve özgürlüğü haykırmak için tabaklar yerle bir edilir.

Zeibekiko, sahnede tek başına oynanan doğaçlama bir dans. Kişi kendi iç dünyasını dışa vurur ve sahneyi terk etmeden başkası dansa kalkmaz.

Dramatik ve yoğun duygusal atmosfer olduğunda, tabakların çatır patır kırılması ile coşku veya isyanın dışavurumuna dönüşür.

İnsan her zaman konuşarak derdini anlatamaz. Bazen gırtlağa düğüm oturur tıpkı ısınmış rakının boğazdan geçmediği anlar gibi.. İşte o sırada ya dans ederek ya da önündeki tabak çanağı yere çalarak içindekini haykırır.

rum meyhane, sirtaki

Eskilerin bir felsefesi var: “Dünya malı dünyada kalır.” derler. Sirtaki veya Zeibekiko dansında tabakları kırmak da hayata karşı meydan okumadır.

Sen bana ne kadar yük bindirirsen bindir, elimdeki en sağlam şeyi bir saniyede tuz buz edebilirimdemektir. Maddiyatın, ruhun o anki coşkusu karşısında değeri olmadığını hatırlatır.

Buna korkuları ve endişeleri yere çalmak da diyebiliriz. Çünkü hayat boyu “kırma, dökme” diye yetiştirildik. Halbuki tavernada tabak kırma olayı, “aman hata yapmayayım” baskısını dozer gibi yıkıp geçer.

Sahnede tabak kırılırken, insan insanı kırmaktan korkmayı öğrenir. Kontrollü yıkımdır bu. “Yıkılırsam da böyle asilce yıkılırım” mesajıdır.

Tabi şimdi bunları sözde anlatınca kulağa kolay geliyor, ama insan ruh haline büründüğünde mantık bazen devre dışı kalıyor. Tıpkı yıllar önce başıma gelen tabak krizi gibi.. Şu sigaramı yakıp onu da anlatacağım;

Tabak Bulamayınca Masadakileri Topladım..

Bundan seneler önceydi; Gayrettepe Zorba tavernada arkadaşlarla eğleniyoruz. Dışarıda löpür löpür kar yağıyor, içeri sıcacık ve basık bir hava. Benim kafa zaten feza da astronot!

Aşka gelip hem soliste hem dans eden arkadaşlarıma düzinelerce tabak kırmıştım. Fakat gecenin en can alıcı noktasında, yine kırmak isteyince garsondan isteyemedim. Ne yaptım biliyor musunuz!

Garson balık bulaşıklarını toplayıp meyve servisi için yeni tabak açmıştı sofraya. Ben de herkesin önünden bunları sinsi sinsi toplayarak kendi kucağıma dizdim.

Bizimkiler masada şaşkın şaşkın bana bakıyor..

‘’Panter, ne yapıyosun ayol’’ diyorlar.

“Şişşt, Susun ulan.. Meyvenizi ortadaki tabaktan yiyin, zaten iki tekerlek kivi, birkaç elma ve üç mandalina” dedim.

Sonra bu servis tabaklarını da felaket bir zamanlamayla zevkle kırıp geçirdim. Fakat burada o geceki deneyimle aslında şunu öğrenmiştim;

Grek Yunan taverna gecesinde her zaman her şey için değil, sadece gecenin pik yaptığı anda ve olması gereken zamanda kırılmalıydı tabaklar!

Rum Meyhanesinde Zirve Noktası

Bugün Yunan kültüründe özellikle Rebetiko ve Zeibekiko müziklerinde şarkıcıya veya dans eden kişinin etrafında tabak kırmak ona karşı bir övgü.

Kırılan tabaklar yerleri bembeyaz bir örtü gibi kaplar. Eski dertler birlikte parçalanır ve yerini beyaz sahneye bırakır. Sahnenin ortası beyazlaştıkça karanlık dağılır.

Yunanistan’da şimdi tabak kırma olayı kısıtlanmış olsa da, ülkemizde sahnesi müsait tavernalarda porselen yerine, bu iş için özel üretim alçı tabaklar tercih ediliyor.

Yani hem gelenek korunuyor, insanlar mekana gönül koymuyor ve içinde ukte de kalmıyor. İsteyen aşka geliyor, kırıp geçiriyor ve sonra, ruhunu arındırıp Bembeyaz Alev gibi evine rahatlamış gidiyor.

Kadehler Kırılsın Ama Kalpler Kırılmasın…

Aklıma gelmişken yazımı şu hikaye ile bitirmek isterim;

Anlatılanlara göre, eski yıllarda bir Rum düğününde kavga çıkmış ve ortalık baya gerilmiş. O sırada aile büyüklerinden biri gerginliği bitirmek için ayağa kalkarak elindeki kadehi yere atıp bağırmış..

“Kadehler kırılsın, kalpler kırılmasın. !”

İşte o günden beri bu söz, sirtaki gecelerinde Yunan meyhane sofralarının duası olmuştur. Tabi raconuyla..


Beyaz Alev sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

“Sirtaki ve Zeibekiko’da Tabak Kırma Felsefesi” ögesine 4 yanıt

  1. Seher Sevgi Haktanır avatarı
    Seher Sevgi Haktanır

    Yüzlerce yıl beraberr yasamışız evet kültür etkileşimi çok normal ama bazı yemekleri benimseyip onun için patent falan almaları bence doru değil bu arada tüm yazılarınızı severek okuyoruz edebiyatla ve reddit de artık yazmıyor musunuz eski yazıları da buraya taşısanız harika olur

    1. İlginiz ve güzel sözleriniz için teşekkür ederim.

      Diğer platformlardaki yazılarımı, telif ve Google algoritmaları gibi teknik nedenlerle buraya taşıyamıyorum. Ancak yeni bakış açılarıyla yine ele alacağım.

      Mutfak konusunda ortak kültürümüz var. O dediğiniz yemek patenti değil, muhtemelen coğrafi işaret tescilidir. Yunanistan, ortak lezzetleri dünya pazarına bizden daha iyi sunduğu için küresel ölçekte algı olabilir.

  2. Kaleminize sağlık çok edebi ve içsel yazı olmuş Bodrum’dan kocaman sevgiler… 👏👏🙏

  3. Καταπληκτικό κείμενο🙏❤️

Bir Cevap Yazın

Popüler

Beyaz Alev sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin