İster kış gecelerinin ayazında, ister güneşin kavurduğu temmuz akşamında olun; bir tas kelle paça çorbası midenize can, bedeninize şifa olur.

Anadolu mutfak kültüründen süzülerek kaselere bölünen bu çorba sadece mideyi rahatlatmakla kalmaz, insan ruhunuzu doyurur. İliğin ve kemiğin dostudur.

Şimdi gözlerini kapatarak şöyle bir düşün;

Masaya oturuyorsun, önüne gelen tasın içinden buharlar yükseliyor. Sarımsak kokusu burnuna çarpıyor, sirke şişesi masanın kenarında seni bekliyor.

Sıcacık tereyağlı ekmek ve bol limonlu roka. Hayatın problemleri bir anda küçülüyor. Harbi cinayet.

Paça çorbası içmek aynı zamanda bir testtir. Masadaki arkadaşına bakarsın;

Kim sirkeyi fazla döküyor,  kim limonu sıkarken yüzünü buruşturuyor ya da gözüne fışkırtıyor, kim sarımsağı  abartıp ertesi gün kimseyle konuşamayacak duruma geliyor.

Bir de sabahın köründe kelle paça içen tayfa var. Kokoreç neden gece yenir diye düşünen olduğu kadar sabah neden paça içilir diyen de az değil.

Bu, Anadolu kültüründe yaşam tarzı. İster şehir ister kırsal da yaşıyor olsun, günün en güzel kahvaltı başlangıcı.

Ancak nedense ben ayık kafa ile içemem. Hani sanki kelleyi güneşin altında beklettikten sonra tencerede kaynatıp önüme konmuş gibi hissederim.

İçeceğim mekanı da seçerim. Neyi nerede yediğin ve içtiğin önemli. Elini dokunduran herkes bir şey yapar, ama ustası kadar değil. Terbiyesi, ustanın tekniği ve kaynama süresi önemli.

Evde Kemik Suyu kokusu

Bizim evde pek yapan olmaz, annemler tutturamaz, yapsa da ev kokar. Kokmasın diye çatıda kemik kaynatılır ama koku rüzgar estikçe aşağılara vurup merdivenleri sarar.

Alkollü gecelerin sonunda mide duvarlarımı rahatlatmak için sürekli gittiğim bir yer var; İçeri girince güzel bir masaya vaziyet alırım. Komşu masalarda görevde olan bekçi ve polisler olur.

Garson, “paça çek” diye bağırır tezgahtaki ustaya. Oturmuş pişmiş kelle gibi sırıtarak telsiz sesleri arasında beklerken, bakır tasla getirir çorbayı önüme.

Bol limon, sirke, sos ve sarımsağı boca ederim içine. Bol roka ve kızarmış tereyağlı ekmeği asla eksik olmaz. Gel de değme bunun keyfine. Lavaş veya bildiğimiz ramazan pidesiyle de harika uyum sağlıyor.

Bu çorba güzel içilir, ama sonrasında bırak sevişmeyi, sarımsağı fazla dayayınca aynı odada biri ile yatmak mümkün olmaz. İçtikten sonra özel oda gerekir.

Şayet evli birinin sarımsaklı paça içtikten sonra eve gelip karısının koynuna yatması demek, karnına tekmeyi yemesi demektir. Muhtemelen o gece salonda uyuyarak, bu sefer de salonu sabaha kadar sarımsak kokutması anlamına gelir.

Her ne olursa olsun,  keller paça sabırla kaynatılan kemiklerin, etin ve baharatın birleşiminden doğana şifa iksiri der büyüler. Kokusu ve dumanı yükselirken geçmişin hikayeleri siner. 

Dedelerin kış geceleri içtiği, ninelerimizin şifa niyetine sunduğu, ustaların sabahın ilk ışıklarında kepçe kepçe dağıttığı nimettir.

Paça Çorbasının Faydasına Gel

Paça çorbası, özellikle kış mevsimi on numara gidiyor. Kendimi daha dirençli hissederim. Kolojen ve mineral açısından zengin olduğu için, eklem ve kemik sağlığını destekleyerek ortopedik sağlık sorunlarına iyi geldiği de söylenir.

Paça çorbası içerken bunlara dikkat edin

Paça içerken yanında mutlaka yeşillik olmalı. Etkiyi güçlendirmek için; sirke, limon ve sarımsağı aynı anda çorba tabağına serpiştirin. Mümkünse boca edin. (Koktu diye karınızla papaz olursanız bana gelin, 2 bira içer sohbet ederiz, sonra yine çorbacıya gideriz)

Velhasıl Kelam;

Sağlık ve lezzet yönünden zengin, geleneksel Türk sakatat çorbasıdır.

Genellikle koyun, kuzu paçasından yapılır, ya da büyükbaş kelle ( yanak eti) kullanılır. Kimi yerde buna dil ve beyin katılır. Bazıları da sadece dana dilinden yapar.

Kelle paça çorbasından sonra, isterseniz bir diğer durak olan İbrahim Usta’nın Lahmacun fırınına bakalım.

Damak tatlarına derinlemesine iştahla daldığım benzer içerikleri Gastronomi sayfasından okuyabilirsiniz. Canınız çekerse beni ilgilendirmez.


Beyaz Alev sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir yanıt yazın

Popüler