Eski sobalı evlerin tadı başkadır. Ancak bu nostalji onu anımsatan şeyleri yaşayınca gelir insanın aklına. Benim aklıma da banyo yaparken sabunlu kafama suyu dökerken geldi.
İki gündür kombi bozuk. Artık tamir ettirmek veya parça değiştirmekten gına gelince yenisini sipariş ettik. Geldi, kuruldu, bu sefer de igdaş onayı için bekledik.
Aman aklınızda olsun, bu tür şeyleri sezon dışı kontrol ederek önleminizi alın. Kış ortası kombiniz bozulmasın. Yoksa adam bulup çağırmak dert.
Şimdi eski usul sobalı ev banyosuna talim. Allah’ dan ketıl denen su pişirme aleti var, işi hızlandırıyor.
Yine de iki parti su kaynatmak gerekiyor.
Kaynattığım suları kovaya aktarıp sıcak soğuk kararını ayarlarken sobalı banyo davası geldi aklıma. Keselenip baştan aşağı döktüğüm sular gibi geldi geçti aklımdan sobalı günler.
Anımsadıkça maziye akıp gittim.

Genelde evin en değerli köşesine kurulur, çatır çutur yanardı. Banyo mu yapacaksın? Hemen üzerinde asla eksik olmayan güğümden sıcak suyu kovaya döker, onu alıp banyonun yolunu tutardık.
Yarı sıcak suyun üzerine soğuk su ilave ederek stabil bir sıcaklık elde eder, güzelce yıkanırdık.
Banyo sonrası kurulanmak için hemen sobanın yanı başına geçerdik. Borunun üzerinde askılık olurdu. Tertemiz çamaşırları evvelden üzerinde ısıtır öyle giyerdik.
Her evde olmazdı, ama bizim sobanın arkasında bir de paravan vardı. Koyu antrasit renk, yer yer boyaları dökülmüş katlanır bir teneke parçası. Üzerinde kıyafet kurutmak için mi, yoksa ısıyı yansıtmak için mi tasarlandığını anlamış değilim.
Sobanın yanında büyük bir kap içinde odun ve kömür, üzerinde güğüm ve meyve kabukları olurdu.
Maşa üstünde pişen ekmekler, kestaneler, saatlerce inceden inceye fokurdayan demlik, içindeki su kaynayınca kapağı kendi kendine açılıp taşan suyun çıkardığı foşurtu eksik olmazdı.
O soba kapağının üstü hiç boş kalmazdı.

Soba bir alemdi. Yandı mı, ortalığı kavurur, etki alanı dışında kalan odalar buzhane olurdu.
Bu zımbırtıya odun koy, kömür at, kapağını açıp içini karıştır, külünü temizle derken uğraşısı az değildi. Gerçekten zahmetli ve zordu.
Kimi zaman ev tüter camları açardık. Kimi zaman da baca tıkanırdı. Çatıya çıkıp bacadan demir salardık. Sobaların hakim olduğu yıllar kapı pencere açamazdık sokaklardaki is kokusundan.
Her sene yaz sonu kış yaklaşırken kömür sipariş ederdi babam. Kamyonla gelip kapıya boşalır, el arabasıyla küfelere koyup taşırdı hamallar. O yıllar paket kömür değil, kaya kömür gelirdi. Sonraları paket kömüre geçildi.
Kömürlüğümüz çoğu zaman bir üst kattaki inşaat daire olurdu. Katlar tamamlandıkça hep bir üst kata ve en son çatıya taşındı kömürlük.
Banyoda bunları düşünürken durulanıyorum.
Merdivenlerde angut gibi hurdacıyı bekleyen o kombiye teşekkür edip, öpmek geldi içimden. O kombi bozulup beni kovayla banyoya yollamasa aklıma gelmeyecekti bu anılar.
Sahi, bizim o eski sobalar nerede.. Çatıda olmalı. Rahmetli dedem doğalgaz gelince ne attırmış, ne sattırmıştı.
Dedem derdi ki; ” Gaz bu ülkeden çıkmıyor, elin gavuru gönderiyor. Bakarsın bir siyasi dalaş olur, harp çıkar. Keserler vanayı, kalırız ortada”
Sözünü dinleyip apartmanda herkes sobasını çatıya kaldırmıştı. Bacaları da kapatmamıştık ileride ne olur olmaz diye.
Banyodan sonra aklıma düştü ya bir kere. Kahvemi hazırlayıp sigaramı alarak çatıya çıktım. Sarı soluk lambayı açarak sobayı aradım. Üzerine sarı çiçek desenli perde çekilmiş. Perdeyi kaldırıp inceledim sobayı.
Yaşlı emektar tüm heybeti ile karşımda. Sobanın altına konmak için kesilmiş mermeri bile duvara yaslanmış beni seyrediyor.
Mermerin bir kenarı kırık ve içi çatlayarak oyulmuş. Bu kırık kısmı görür görmez çocukluğum geldi aklıma. Sobanın etrafına arabalarımı dizip oynarken hep ayağım takılırdı o bu mermerin kırık kenarına.
Hala 3o yıl önceki gibi aynı kırık karşımda..
Onlar bana bakıyor ben onlara. Bir sigara yaktım, kahvem soğumuştu. Soğuk soğuk soğuk bir dikişte bitirdim. Zaten hep soğuturum ya.
Sonra bir sigara daha yaktım buz gibi ihtiyar soba başında.
Üşüyünce ışığı kapatıp çatının gıcırdayan kapısını çektim usulca. Aşağı daireye inerken merdiven başında dikilen kombiye bir gülücük attım. O da bana gülümsedi.





Bir Cevap Yazın