Kadınların bacağını seyrederek tıraş ederken sen gel kulağımı kes. Ben, bir daha sana nah traş olurum. Ancak yok, yine sana geliyorum.

Olayın böyle olacağını anlamalıydım, ama iş işten geçti. Konuyu başa çekip anlatayım da dinleyin;

Doğru kişi sevdiğin kişi anlamına gelmiyor ki doğru kişi olsun. Hayatından çalan değil, anlam yükleyendir doğru kişi. Ancak bu Hikmet başka. Tartışıp, didişip ayrılmışlar. Kafamı traş ederken gözü sürekli masada duran telefonuna bakıyor.

İnsan aşık olduğunda ona ne kadar kızgın olsa bile, atacağı tek bir mesajı bekler ya. Şayet gelmeyeceğinden eminse, önceden gelen mesajları okur durur.

Hikmet’ de makas aralarında eli işte, gözü ekranda dolaşıyor. Telefonun titreşim özelliğini bildiği halde, belki hissetmedim diye bakıyor.

Traşı bitirip, kafamı lavaboya soktu Hikmet. Burnum deliğe gelene kadar eğilince başladı köpürtmeye.

Ne dediğini duymuyorum o sırada, sadece lavabo kokusu geliyor burnuma. Hikmet halâ konuşmaya devam ediyor, bastırdıķça bastırıyor kafamı..

Bu kadın kuaförleri ile erkek berberleri başkadır. Biz koyun gibi kırpılır ama yine sadık kalırız berberimize. Kadınlarda durum böyle midir, bilmiyorum. Üstelik dedikodu asıl erkek berberinde yapılıyor. Mahallenin ayaklı gazetesi.

Kafamı yıkayıp lastik top gibi sıkıca tutarak geriye aldı. Bastıra bastıra kurulamaya başladı.

Oluruna bırak, dedim umursadığımı gösterircesine. Aslında dinleyesim de yok, ama neyse işte.

Bu Hikmet var ya, bu hıyar herif, yıllar önce sokakta yürüyen kadınların bacaklarına bakarken kulağımı kesmişti.

Bacak sevdası..
Hiç unutmuyorum. Kafasında bir bacak modeli vardı, sevgiliyi o bacak modeline göre seçiyordu. O gün de kadının bacağı yüzünden gitmişti kulağım. Dedim ya biz erkekler beberine sadıktır. Kulak gitse yine ona geliriz.

“Yahu, Allah aşkına haksızmıyım şimdi Erdem, yanlış mı yani böyle söyledim diye”

Ayağa kalkıp parayı uzattım. Ağır çekim üstünü verirken bir de onaylatması yok mu, insanı sinir ediyor.

Kadınlar hep bir manyağa aşık oluyor ve sonucunu düşünmüyor. Manyaksın sen Hikmet, dedim, elime kolonya sıkarken;

Sürekli de arayıp yazma, dedim. Bak sonra yenge de manyak çıkar, seni oradan buradan engeller. Hele biraz zamana bırak.

Elimdeki yarayı yakıp acıtan kolonyayı burnuma çekip koklayarak ayrıldım dükkandan.

Muhtemelen tüm gün, dükkanın camından yine sokaktan geçen kadınların bacağını izlediğine eminimdim.


Beyaz Alev sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

Popüler

Beyaz Alev sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin